DOLAR 9,31270.55%
EURO 10,81780.63%
ALTIN 529,590,63
BITCOIN 5795712,79%
Ankara
14°

PARÇALI BULUTLU

02:00

YATSI'YA KALAN SÜRE

Banner 728x90
Banner 728x90
Sevme Sanatı

Sevme Sanatı

ABONE OL
2 Temmuz 2021 15:00
Sevme Sanatı
1

BEĞENDİM

ABONE OL

SEVME SANATI

Erich Fromm tarafından, 1956 yılında sevgi ve sevme yetisi hakkında yazılmış ilk kitaptır.

Erich Fromm, Yahudi bir ailenin iyi Yahudi olmasını istediği tek çocuğudur. Mutsuz bir baba ve babaya göre daha mutlu baskın karakterli bir annenin evladıdır.

20’li yaşlara gelince, ailesinin dininden ona özel bir ritüelle çıkar.

Erich Fromm, antropolog sosyal felsefeci, tarihçi ve psikanalist idi. Aynı zamanda sosyalist ve hümanistti.

Onun zamanına kadar, Freud’un psikolojiye bakışı hakimdi. Tüm problemlerin çocukluktan kaynaklandığı, ailenin en büyük günah keçisi olduğu minvalinde bir bakış söz konuşu idi. İlkel dürtüler ile hayatta bir yerlere vardığımız düşüncesi hâkimdi. İnsanın sosyalliği ile ilgilenmedi Freud.

Erich Fromm sosyal bir canlı olan insanın tüm problemlerin, insanın canlı olan şeyleri sevme ihtiyacı olan biyofiliden kaynaklandığını söyledi ve bunun üzerine bir kuram icat etti. İnsan sosyal bir varlıktır, diğer canlılardan farkı öleceğini biliyor olmasıdır ve bununla baş etmek zorundadır. Bunun içinde canlı olan her şeyi sevmeye ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacını gideremeyince sorunlar yaşar.

Sevmenin bir sanat olduğunu dile getirdi. Özen isteyen bir durum idi. Sevmekten kasıt sevgiliye duyulan aşk değildi sadece, canlı olan her şeye duyulan sevgiydi. Kişinin kendini sevmesi de bunun merkezinde idi.

Kendini sevmeyen insan, kendini tanımayan insandır diyor Erich Fromm. Kendini tanımayan insan ise kendini tanıtamaz ve kendini aktaramaz. Sağlıklı sosyal ilişkiler kuramaz ve problemler yaşar.

Kendini sevdiğin gibi komşunu da sev der Erich Fromm. Bu ona dindarlığı zamanından kalma bir öğretidir.

Dindar bir aileden geldiği için en önce dinleri sorguladı. Antropolog ve sosyal felsefeci olduğu için toplumları sorguladı.

Ataerkil toplumların ve anaerkil toplumların sevgiye bakışını sorguladı.

Anne sevgisi ile baba sevgisi arasındaki farkı sorguladı. Annenin ilk altı yıl çocuğun hayatındaki önemini, sonrasında babanın çocuğa verdiği güveni sorguladı.

Sabrı, bir çocuğun yürümesi metaforu ile anlattı. Çocuğun yürümeyi başarana kadarki azmidir sabır, der. Bizler, çocukluktaki yürüme sürecindeki gibi düşmekten kalkmaktan yılmadan, asla vazgeçmeden kalmayı becerebilseydik, neler neler başarabileceğimizden bahseder. Belki bizde eksik olan o motivasyondur. Belki, o motivasyona sarılıp sevmeliyiz. Ne yapmak istiyorsak o yürüme anınızda olduğu gibi başarana kadar sabretmeliyiz belki de.

İçinde sadece dünyevi hazlar olan, kısa süreli şeylerin sevgi olmadığını, bencillik olduğunu yazar.

Modern zamanların sevgisini sorgular sürekli. İkinci dünya savaşının korkunçluğunu yaşayan ve Amerika’ya sığınmak zorunda kalan bir Yahudi idi. Amerika’da iken de Soğuk Savaş’ı ve nükleer silahları sorguladı. İnsanların öldürme için niçin bu kadar enerji harcadığını anlayamaz.  Anlaşılmaz olan bu durumu berraklaştırmak için konuşmalar düzenler. İnsanlara yaşamı sevdirmeye çalışır.

Her sabah içinde maddi merak olmayan şeyleri düşünerek güne başlar.

Erich Fromm, yıllarca kendine uygun eş aradı. Bazen kendinden büyük, bazen küçük, bazen farklı ırklardan kadınlarla görüştü. En sonunda 50’li yaşlarında tanıştığı ve ölene kadar evli kaldığı Annis Fromm ile evlendi. Sevme Sanatı kitabında, yıllardır aradığı mutluluğu bulmasını sorgular biraz da. Bulduğu bu sevgiyi korumak için yapılması gerekenleri sorgular biraz da.

Büyük aşk denen şeyin bir putlaştırma olduğunu yazar. Bunun yalancı bir sevgi olduğunu yazar. Kendini bilmeyen insan, kendine sevebilecek bir insan bulur ve onu her şeyin üstünde görür ve seve seve bitirir onu kafasında. Aslında onu kendini sevmek için kullanır. Kendini sevemeyen bir insandır o çünkü. Sevdiği andığı insanı da putu eyler. Oysa putlar sevemezler. Daha doğrusu, onu onun sevdiği gibi sevemezler. Ekranlarda gördüğümüz hayran olduğumuz, adına kitaplar yazılanlar gibi büyük bir aşk yaşanır ve biter. Sonra kendini sevemeyen, mutlu olmayı beceremeyen insan, kendine yeni bir put arar. Her büyük aşk onun için yeni bir puttur ve her büyük aşkın sonunda kendine yeni bir put arar. Her seferinde bir önceki putunu olduğu yerde bırakır. Sevmek sandığı şey ile sevmeyi tüketir sadece. Bu esnada kendindeki problemi fark etmez ve başka insanlarda derin problemlere yol açar.

Yaşam insanın ona verdiği anlamdır. İnsan, yaşama anlam vermezse de anlamsızdır. Erich Fromm, insan başkalarına yardım etmediği sürece yapayalnızdır der. Yardımlaşma sosyal olmanın gereğidir.

Okunası, öğrenilesi, insanda ufuk açası bir kitap. İnsanın şifasının kendi içinde olduğunu anlatan, kendini tanımanın şifa olduğunu anlatan, iki günde bitebilecek akıcılıkta yazılmış iyi eden bir kitap.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP